2 Kasım 2009 Pazartesi


sevgili dost,
işte kalbimi titreten zarf. Senden geliyor. O gün, zarf şeklinde yoğruluyor ekmekler, pencerelerin eni genişliyor, hakemler ceplerinden zarf çıkarıyorlar. postacılar, makinistlerin ellerini bağlayıp, yerine kendileri geçiyorlar, artık trenler uç uca eklenmiş zarflar. O gün zarftan tesbihler çekiyor volta atarken mahkumlar. Güneş zarf şeklinde batıyor; kıyamet alameti mi? İşte kalbimi titreten zarf. onu açmayacağım. bütün gün gezdireceğim cebimde onu. Kaşıklar, üzerinde duman tüten çorba keselerine dokunmak için işaret beklerken, ben neden açayım orucumu? Ya zarfı açar açmaz kelimeler kelebeğe dönüşüp uçarlarsa! Ya zarfı açar açmaz pimi çekilmiş bomba patlarsa! Ya zarftan taşan sulaar barajı patlatırsa!

Sevgii dost
Benimle birlikte bütün şehri dolaştı iftar çadırında sıraya girdi, vapurda martılara simit attı, ayakkabılafrını boyattı zarf. Ceketimin iç cebinden kalbimin tıkırtılarını dinledive bir doktor edasıyla: "ateşin var!" dedi.

Sevgii dost
işte kalbimi titreten zarf
elimi ceketimin iç cebine götürüp dışarıya çıkarıyorum onu. karanlığa alışmış, gözleri kamaşıyor. mektup açacağını yaklaştırıyorum. sivri ucunu zarf kapağının aralığına aralığına sokuyorum.

işte kalbimi titreten zarf!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder