30 Kasım 2009 Pazartesi

Sen ve yağmur
Başa dönemezsiniz.
Öyle bir yol yürüdünüz ki ancak dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz
inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine.
Yağmur yalnız yağarken yağmurdur
Sen yalnız senken sensin
Burada kalamazsın ve başa dönemezsin
Gitmek zorundasın.


İsmet Özel

29 Kasım 2009 Pazar

son karesi gibi red kit'in. batan güneşe doğru sürerken atımı; 'gitme kal' demeni bekliyorum. ama yalnızca rüzgar çekiştiriyor atkımı..



(s.akın)

28 Kasım 2009 Cumartesi


KAPI AÇILIR SEN YETERKİ VURMAYI BİL ! ...
NE ZAMAN ?
BİLMEM !
YETERKİ O KAPIDA DURMAYI BİL.

27 Kasım 2009 Cuma

İşte size tüylerinizi diken diken edecek bir cümle: Kuzu besliyoruz, öldürmek için.İşte size sevimli bir cümle: Kuzu besliyoruz, kurban bayramı için.Oysa bıçak kelimesi her iki cümlede de geçiyor. Bu oyundan birçok ders çıkarabiliriz. İlki şu olsun: Gerçeği, satırları değil, satır aralarını okuyarak görebiliriz.


İbrahim Tenekeci

25 Kasım 2009 Çarşamba


“Bayram sabahı bile olsa

Sensiz doğan günü neyleyim!”

24 Kasım 2009 Salı


Yarın sabah olduğunda hayat adına dirençli bir sözcük söyleyeceğiz.
Yeniden!
Yeniden!
Yeniden!
Ve Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.



Tarık Tufan- Kraliçenin Pireleri

20 Kasım 2009 Cuma

yarın bugünden iyi olacak


Yarın kelimesi bende büyülü çağrışımlar uyandırdı hayatım boyunca.

Yaşadığım her günün acısını ve umudunu yarına erteledim. Ertesi gün olduğunda her şeyin yerli yerine oturacağına ilişkin bitimsiz beklentiler büyüttüm içimde.

Nefes aldığım ölçüde yarınlar bitmiyordu. Bu kadar geniş bir yarının hiçbir zaman gelmeyeceğini elbette biliyordum.

Buna rağmen bu duygu hiç eksilmedi dünyamdan.

Yaralarım yarın iyileşecek!

Oyuncağım yarın alınacak.

Yarın iş bulacağım

Sevgilim yarın dönecek

Dostlarım yarın ziyaretime gelecek

beklediğim mektup yarın elime ulaşacak

Annem yarın daha iyi olacak

Yarın buralardan kaçacağım

Yarın daha rahat ve derinden uyuyabileceğim

Yarın bugünden çok daha iyi olacak

Yarın bugünden iyi olacak

Yarın bugünden iyi olabilir

Yarın yada bugün...

Bitimsiz yarınlar sayesinde gün boyu sırtımda taşıdığım yükleri bir kenara bırakıp uyuyabiliyordum.



TARIK TUFAN

19 Kasım 2009 Perşembe

İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların, sonra silinip gidiyor.
Tarık Tufan
Gerçek söylenmeyince sanki yok olacaktır.


Sezai Karakoç

18 Kasım 2009 Çarşamba

ben seni Arıyorum..


İnsan bir kere âşık olmaya görsün.
Her şeyi sevdiğine yormaya başlıyor.
İstanbul’u da sana yoruyorum, sonbaharı da…
Bu sonbahar hayatımın en uzun sonbaharı…
Fakat ne garip! Sen hayatımdan azaldıkça, sonbahar uzuyor.
Sonbaharı sana yormak,
belki de bu yüzden dünyanın en yorucu işi gibi geliyor.
Zor sahiden… Zor.
Sonbaharda gitmekten söz ediyorum.
Ben yitik bir zamanı arıyorum.
Ben yitik bir zamanı arıyorum.
Ben yitik bir zamanı arıyorum.

Ben seni arıyorum...


Tarık Tufan
bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.
bir şehir kalabalıktır bazılarıbir dehliz karanlıktır bazıları
konuşurlar
isterler
susarlar
dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
ev meslek iş para geçim diyerek
düşünün şimdi bir deşehirlerde kasaba ve köylerde
başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu.
cahit zarifoğlu- yaşamak

16 Kasım 2009 Pazartesi

Bu kadar maviyken gök
Bu kadar yağarken
Biz bir sıkılgan ümmetiz işte
Bilirsiniz
Yağmalanmış bir kalbimiz var
Pencereden bakıyorum: iki sıfır
ismail kılıçarslan

15 Kasım 2009 Pazar


İstanbul ve yeryüzü hüznü avutacak gibi değil...


Cahit Zarifoğlu

12 Kasım 2009 Perşembe

kAlbimden ismin geçti, kimseler duymAdı..


Rabbim ne büyük nimetmiş yeniden istanbul' da olmak.. İstanbul'u, denizi içine çekmek, Eyüp sultanı, Sultanahmeti, Süleymaniyeyi, Eminönünü, Galata Kulesini şöyle yürekten selamlamak. O soğuk, ruhsuz şehirde, betonarmelerin ve etliye sütlüye karışmayan etkisiz elaman memur ruhlu insanların arasında ruhumuzu karartmaktan içimizi daraltmaktan başka bişey yapmıyormuşuz meğer.. neyse kendime söylüyorum: kaybedecek bir dakikan bile yok bil !

İlk durak bostancıda güzel bi kahvaltı. Sonrası malum gezmek gezmek gezmek..

10 Kasım 2009 Salı

6 kasımdan beri İzmitteyim.. bu şehirde olmak daha doğrusu sevdiğim insanların arasında olmak herkes gibi banada mutluluk aşıladı.. gerçi mutlu olmak için bir çok neden var burada.. deniz var mesela..

6 Kasım 2009 Cuma

cumamız hayr getire..

"Allah'ım, ellerimi sakın bırakma! Derinliğini tahmin edemeyeceğim uçurumlara düşmekten beni koru! Sonra beni, bu koca hayatın içinde ölümün gözlerine bakarak yaşatmak için esenlik, rahmet, aydınlık, kolaylık ve çokça sabır ver!..."

5 Kasım 2009 Perşembe

Şimdi bulabildiğim tüm soru cümlelerini üst üste yığıp, bulabildiğim en merhametli cevabın dizlerine yaslamak istiyorum başımı. bulabildiğim en müşfik cümlenin önünde bi an olsun düşünmeksizin iyiden iyiye bitik, yorgun vücudumu yere bırakmak istiyorum.uzanmak ve hangi günahtan kalma olduğunu kestiremediğim acıların yorgunluğunu bir parça olsun üzerimden atmak istiyorum.uyumalıyım.uzunca bir süre.

tarıktufan-kraliçeninpireleri

Rabbim

Rabbim sen olmasan kimin aklına gelirim ben!

ibrahim tenekeci

4 Kasım 2009 Çarşamba

"Altınlarını cam karşılığı dağıtan kızılderiliyi hiçbir zaman gülünç bulmadım. Cam, altından çok daha asil. İsrail peygamberlerinden beri lânetlenmiş bir maden, altın. Adı, tarihin bütün cinayetlerine karışmış. pıhtılaşmış kan, insan kanı. Cam güzel, çünkü kirli bir mazisi yok. Cam güzel, çünkü kalbi var, kırılıverir."

Cemil Meriç

Ağır gelen..

Bize ağır gelen kendimizdir. Yolda, okulda, işte, başkaları ile birlikte taşıdığımız kendimiz.

Cahit Zarifoğlu-Yaşamak

3 Kasım 2009 Salı

bu şehir bana tuzak kuruyor bencede


Hemde hemen.. Bu 657 tabi bezgin ve dahi yorgun şehir beni de kalbimi de çok yordu.. Kalbimi de alıp şöyle uzun bir tatil yapmak iyi gelir mi bilmem ama.. tek bildiğim gitmem gerektiği.. Mutsuzluklarımı, hüzünlerimi, hayal kırıklıklarımı, üzgünlüklerimi, kalbimin sıkılganlıklarını da bavuluma koyup yanımda götürüyeyim en iyisimi.. Tam da Galata kulesinin karşısından savururum denize belki.. kimbilir..

mesafe iyidir iyi..


Mesafe iyidir, ayrılık değil.

ibrahim tenekeci

2 Kasım 2009 Pazartesi


sevgili dost,
işte kalbimi titreten zarf. Senden geliyor. O gün, zarf şeklinde yoğruluyor ekmekler, pencerelerin eni genişliyor, hakemler ceplerinden zarf çıkarıyorlar. postacılar, makinistlerin ellerini bağlayıp, yerine kendileri geçiyorlar, artık trenler uç uca eklenmiş zarflar. O gün zarftan tesbihler çekiyor volta atarken mahkumlar. Güneş zarf şeklinde batıyor; kıyamet alameti mi? İşte kalbimi titreten zarf. onu açmayacağım. bütün gün gezdireceğim cebimde onu. Kaşıklar, üzerinde duman tüten çorba keselerine dokunmak için işaret beklerken, ben neden açayım orucumu? Ya zarfı açar açmaz kelimeler kelebeğe dönüşüp uçarlarsa! Ya zarfı açar açmaz pimi çekilmiş bomba patlarsa! Ya zarftan taşan sulaar barajı patlatırsa!

Sevgii dost
Benimle birlikte bütün şehri dolaştı iftar çadırında sıraya girdi, vapurda martılara simit attı, ayakkabılafrını boyattı zarf. Ceketimin iç cebinden kalbimin tıkırtılarını dinledive bir doktor edasıyla: "ateşin var!" dedi.

Sevgii dost
işte kalbimi titreten zarf
elimi ceketimin iç cebine götürüp dışarıya çıkarıyorum onu. karanlığa alışmış, gözleri kamaşıyor. mektup açacağını yaklaştırıyorum. sivri ucunu zarf kapağının aralığına aralığına sokuyorum.

işte kalbimi titreten zarf!

Ağır MisAfir


"gelemedim kendimi gönderdim sana
nasılsın inşallah iyi
erkenden yatmanın verdiği burukluk ile
hatırlarım ben o günleri "

ibrahim tenekeci/Ağır Misafir
"bugün nasılsın ey kainatın başı dönmüş yıldızı?"

neden acep?


Ruhumun bütün çarşılara sergi olacak kadar genişlemesi neden acaba ?
Bir kuşun kanadını taşıyacak gücüm bile yok bugün.Öyleyse hayat niye inatla , boş bulduğu tek yer benmişim gibi, gelip ruhuma kuruluyor ?



ali ayçil

1 Kasım 2009 Pazar

Ne yapmalı?

Ne yapmalı? sorusunu harekete geçebilenler, eylemin gerekliliğine inananlar, sorabilir. Bu aldırmayanların sorabileceği türden bir soru değildir; yani mevtaların. Çünkü aldırmamazlık, ölüm değilse eğer, kesinlikle bitlisel hayattır. Konforu bozmak istemeyenler "Ne yapmalı?" yerine, "elden ne gelir" anlamına "Ne yapalım?" derler..

M. İslamoğlu

uzAk


Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
Başım açık, saçlarımı ikiye ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler halbuki
suskun ve kederliyim


özel ismet