29 Aralık 2009 Salı


kendimle bir dönemeçte koşan iki çocuğun çarpıştığı gibi karşılaşmışım da hangisinin ben olduğuma karar veremediğim o çok kısa zamanın habire tekrarlanmasından perişan çarcaput gibi ağzım, yorgunum. biraz da...


cahit zarifoğlu- yaşamak

25 Aralık 2009 Cuma

22 Aralık 2009 Salı


“Allah’ım rızkımı yerin altındaysa üstüne çıkar, gökteyse yere indir, uzaktaysa yakına getir, haramsa helal eyle..”



amin

21 Aralık 2009 Pazartesi


Bir taş at.

Bir taş daha at.

Bir şiir ateşle.

Bir yumruk yükselt.

Sesini yükselt.

Bir çocuk yetiştir.

Bir maske tak.

Duvara bir slogan yaz.

Şehitleri an.

Bir hayal kur.

Bir barikat kur.

Tarihine sahip çık.

Sokaklara sahip çık.

Bir slogan at.

Bir kurşun at.

Bir tohum ek.

Bir ateş yak.

Bir cam kır.

Bir hayal kur..


Malcolm X

18 Aralık 2009 Cuma


gün ağarınca boynum bükülür dalarım uzaklara gönlüm sıkılır..

16 Aralık 2009 Çarşamba


1 - Andolsun kuşluk vaktine.
2 - Ve sakinleştiği zaman geceye ki,
3 - Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.
4 - Ahiret senin için dünyadan iyi olacaktır.
5 -( Zamanı geldiğinde)Rabbın sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.

Duha 1/5

11 Aralık 2009 Cuma


Çok bunaldım senin uzaklığında. Senden habersiz, cennetinden kavulmuş... Çok yorgunum. Bana bütün haberlerin yerini tutacak bir haber gönder. Üzerime bir iyilik ver, güzellik kondur. Avunmalığım olsun. Hiç ummadığım bir sevinç nasip et.
Latifsin,lütfet! Lütfet!

ey sıkıntı şiddetlen nasıl olsa biteceksin..


hadisi şerif

10 Aralık 2009 Perşembe

bekliyorum..

hıçkırıklarım çarpar her gün gök aynasına
kendimi kaptırıyorum eski rüya oyunlarına
insanlar parça parça geçiyor yollardan


ben bir köprü parmaklığına dayalı bekliyorum
bir piknik dönüşü gelip bu köprüden geçersin diye bekliyorum.


sezai karakoç- gün doğmadan


Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
Öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
Saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
Acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
Acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
Başından başlayabilirim.
İsmet Özel

-Eğer kısmetin olmayan bir rızık peşindeysen, kıyamete kadar gitsen onu ele geçiremezsin. Şayet kısmetin olan bir rızık peşindeysen onun arkasında koşmana lüzum yoktur. Çünkü sana ayrılan rızkın seni bulur -

9 Aralık 2009 Çarşamba



Elimize tutuşturduğumuz onca kullanma kılavuzu, onca yol haritası, onca şema ve onca grafiğe rağmen, kuşluk vaktinin içimizde yeşerttiği tabiatın sırrını çözemiyoruz hâlâ. Hâlâ kederli ve şaşkınız bir yaprağa dokunurken.



Ali Ayçil

8 Aralık 2009 Salı

7 Aralık 2009 Pazartesi


insan gayret içinde olursa,

umduğu yerde bulacağını bulur;

ummadığı yerde de aradığı ile buluşturulur...

aklımdan çıkmıyorsun dedim
başka türlüsünü yorgunum anlatmaya


a.cahit zarifoğlu

4 Aralık 2009 Cuma

”Bazen öyle sanıyor ki insan, eskisi gibi olabilir her şey…
Olamaz halbuki
Olmaz
Tüketip de geçtiğimiz onca şey eskisi gibi olamaz
Ben sadece denemek istedim
Farkındayım olmayacağından
Ben hala gözlerini bıraktığım yerde arıyorum”
Tarık Tufan

2 Aralık 2009 Çarşamba



Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Tanrı'nın gazabından kurtulamayacaklar.

Sezai Karakoç

30 Kasım 2009 Pazartesi

Sen ve yağmur
Başa dönemezsiniz.
Öyle bir yol yürüdünüz ki ancak dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz
inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine.
Yağmur yalnız yağarken yağmurdur
Sen yalnız senken sensin
Burada kalamazsın ve başa dönemezsin
Gitmek zorundasın.


İsmet Özel

29 Kasım 2009 Pazar

son karesi gibi red kit'in. batan güneşe doğru sürerken atımı; 'gitme kal' demeni bekliyorum. ama yalnızca rüzgar çekiştiriyor atkımı..



(s.akın)

28 Kasım 2009 Cumartesi


KAPI AÇILIR SEN YETERKİ VURMAYI BİL ! ...
NE ZAMAN ?
BİLMEM !
YETERKİ O KAPIDA DURMAYI BİL.

27 Kasım 2009 Cuma

İşte size tüylerinizi diken diken edecek bir cümle: Kuzu besliyoruz, öldürmek için.İşte size sevimli bir cümle: Kuzu besliyoruz, kurban bayramı için.Oysa bıçak kelimesi her iki cümlede de geçiyor. Bu oyundan birçok ders çıkarabiliriz. İlki şu olsun: Gerçeği, satırları değil, satır aralarını okuyarak görebiliriz.


İbrahim Tenekeci

25 Kasım 2009 Çarşamba


“Bayram sabahı bile olsa

Sensiz doğan günü neyleyim!”

24 Kasım 2009 Salı


Yarın sabah olduğunda hayat adına dirençli bir sözcük söyleyeceğiz.
Yeniden!
Yeniden!
Yeniden!
Ve Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.



Tarık Tufan- Kraliçenin Pireleri

20 Kasım 2009 Cuma

yarın bugünden iyi olacak


Yarın kelimesi bende büyülü çağrışımlar uyandırdı hayatım boyunca.

Yaşadığım her günün acısını ve umudunu yarına erteledim. Ertesi gün olduğunda her şeyin yerli yerine oturacağına ilişkin bitimsiz beklentiler büyüttüm içimde.

Nefes aldığım ölçüde yarınlar bitmiyordu. Bu kadar geniş bir yarının hiçbir zaman gelmeyeceğini elbette biliyordum.

Buna rağmen bu duygu hiç eksilmedi dünyamdan.

Yaralarım yarın iyileşecek!

Oyuncağım yarın alınacak.

Yarın iş bulacağım

Sevgilim yarın dönecek

Dostlarım yarın ziyaretime gelecek

beklediğim mektup yarın elime ulaşacak

Annem yarın daha iyi olacak

Yarın buralardan kaçacağım

Yarın daha rahat ve derinden uyuyabileceğim

Yarın bugünden çok daha iyi olacak

Yarın bugünden iyi olacak

Yarın bugünden iyi olabilir

Yarın yada bugün...

Bitimsiz yarınlar sayesinde gün boyu sırtımda taşıdığım yükleri bir kenara bırakıp uyuyabiliyordum.



TARIK TUFAN

19 Kasım 2009 Perşembe

İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların, sonra silinip gidiyor.
Tarık Tufan
Gerçek söylenmeyince sanki yok olacaktır.


Sezai Karakoç

18 Kasım 2009 Çarşamba

ben seni Arıyorum..


İnsan bir kere âşık olmaya görsün.
Her şeyi sevdiğine yormaya başlıyor.
İstanbul’u da sana yoruyorum, sonbaharı da…
Bu sonbahar hayatımın en uzun sonbaharı…
Fakat ne garip! Sen hayatımdan azaldıkça, sonbahar uzuyor.
Sonbaharı sana yormak,
belki de bu yüzden dünyanın en yorucu işi gibi geliyor.
Zor sahiden… Zor.
Sonbaharda gitmekten söz ediyorum.
Ben yitik bir zamanı arıyorum.
Ben yitik bir zamanı arıyorum.
Ben yitik bir zamanı arıyorum.

Ben seni arıyorum...


Tarık Tufan
bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.
bir şehir kalabalıktır bazılarıbir dehliz karanlıktır bazıları
konuşurlar
isterler
susarlar
dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
ev meslek iş para geçim diyerek
düşünün şimdi bir deşehirlerde kasaba ve köylerde
başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu.
cahit zarifoğlu- yaşamak

16 Kasım 2009 Pazartesi

Bu kadar maviyken gök
Bu kadar yağarken
Biz bir sıkılgan ümmetiz işte
Bilirsiniz
Yağmalanmış bir kalbimiz var
Pencereden bakıyorum: iki sıfır
ismail kılıçarslan

15 Kasım 2009 Pazar


İstanbul ve yeryüzü hüznü avutacak gibi değil...


Cahit Zarifoğlu

12 Kasım 2009 Perşembe

kAlbimden ismin geçti, kimseler duymAdı..


Rabbim ne büyük nimetmiş yeniden istanbul' da olmak.. İstanbul'u, denizi içine çekmek, Eyüp sultanı, Sultanahmeti, Süleymaniyeyi, Eminönünü, Galata Kulesini şöyle yürekten selamlamak. O soğuk, ruhsuz şehirde, betonarmelerin ve etliye sütlüye karışmayan etkisiz elaman memur ruhlu insanların arasında ruhumuzu karartmaktan içimizi daraltmaktan başka bişey yapmıyormuşuz meğer.. neyse kendime söylüyorum: kaybedecek bir dakikan bile yok bil !

İlk durak bostancıda güzel bi kahvaltı. Sonrası malum gezmek gezmek gezmek..

10 Kasım 2009 Salı

6 kasımdan beri İzmitteyim.. bu şehirde olmak daha doğrusu sevdiğim insanların arasında olmak herkes gibi banada mutluluk aşıladı.. gerçi mutlu olmak için bir çok neden var burada.. deniz var mesela..

6 Kasım 2009 Cuma

cumamız hayr getire..

"Allah'ım, ellerimi sakın bırakma! Derinliğini tahmin edemeyeceğim uçurumlara düşmekten beni koru! Sonra beni, bu koca hayatın içinde ölümün gözlerine bakarak yaşatmak için esenlik, rahmet, aydınlık, kolaylık ve çokça sabır ver!..."

5 Kasım 2009 Perşembe

Şimdi bulabildiğim tüm soru cümlelerini üst üste yığıp, bulabildiğim en merhametli cevabın dizlerine yaslamak istiyorum başımı. bulabildiğim en müşfik cümlenin önünde bi an olsun düşünmeksizin iyiden iyiye bitik, yorgun vücudumu yere bırakmak istiyorum.uzanmak ve hangi günahtan kalma olduğunu kestiremediğim acıların yorgunluğunu bir parça olsun üzerimden atmak istiyorum.uyumalıyım.uzunca bir süre.

tarıktufan-kraliçeninpireleri

Rabbim

Rabbim sen olmasan kimin aklına gelirim ben!

ibrahim tenekeci

4 Kasım 2009 Çarşamba

"Altınlarını cam karşılığı dağıtan kızılderiliyi hiçbir zaman gülünç bulmadım. Cam, altından çok daha asil. İsrail peygamberlerinden beri lânetlenmiş bir maden, altın. Adı, tarihin bütün cinayetlerine karışmış. pıhtılaşmış kan, insan kanı. Cam güzel, çünkü kirli bir mazisi yok. Cam güzel, çünkü kalbi var, kırılıverir."

Cemil Meriç

Ağır gelen..

Bize ağır gelen kendimizdir. Yolda, okulda, işte, başkaları ile birlikte taşıdığımız kendimiz.

Cahit Zarifoğlu-Yaşamak

3 Kasım 2009 Salı

bu şehir bana tuzak kuruyor bencede


Hemde hemen.. Bu 657 tabi bezgin ve dahi yorgun şehir beni de kalbimi de çok yordu.. Kalbimi de alıp şöyle uzun bir tatil yapmak iyi gelir mi bilmem ama.. tek bildiğim gitmem gerektiği.. Mutsuzluklarımı, hüzünlerimi, hayal kırıklıklarımı, üzgünlüklerimi, kalbimin sıkılganlıklarını da bavuluma koyup yanımda götürüyeyim en iyisimi.. Tam da Galata kulesinin karşısından savururum denize belki.. kimbilir..

mesafe iyidir iyi..


Mesafe iyidir, ayrılık değil.

ibrahim tenekeci

2 Kasım 2009 Pazartesi


sevgili dost,
işte kalbimi titreten zarf. Senden geliyor. O gün, zarf şeklinde yoğruluyor ekmekler, pencerelerin eni genişliyor, hakemler ceplerinden zarf çıkarıyorlar. postacılar, makinistlerin ellerini bağlayıp, yerine kendileri geçiyorlar, artık trenler uç uca eklenmiş zarflar. O gün zarftan tesbihler çekiyor volta atarken mahkumlar. Güneş zarf şeklinde batıyor; kıyamet alameti mi? İşte kalbimi titreten zarf. onu açmayacağım. bütün gün gezdireceğim cebimde onu. Kaşıklar, üzerinde duman tüten çorba keselerine dokunmak için işaret beklerken, ben neden açayım orucumu? Ya zarfı açar açmaz kelimeler kelebeğe dönüşüp uçarlarsa! Ya zarfı açar açmaz pimi çekilmiş bomba patlarsa! Ya zarftan taşan sulaar barajı patlatırsa!

Sevgii dost
Benimle birlikte bütün şehri dolaştı iftar çadırında sıraya girdi, vapurda martılara simit attı, ayakkabılafrını boyattı zarf. Ceketimin iç cebinden kalbimin tıkırtılarını dinledive bir doktor edasıyla: "ateşin var!" dedi.

Sevgii dost
işte kalbimi titreten zarf
elimi ceketimin iç cebine götürüp dışarıya çıkarıyorum onu. karanlığa alışmış, gözleri kamaşıyor. mektup açacağını yaklaştırıyorum. sivri ucunu zarf kapağının aralığına aralığına sokuyorum.

işte kalbimi titreten zarf!

Ağır MisAfir


"gelemedim kendimi gönderdim sana
nasılsın inşallah iyi
erkenden yatmanın verdiği burukluk ile
hatırlarım ben o günleri "

ibrahim tenekeci/Ağır Misafir
"bugün nasılsın ey kainatın başı dönmüş yıldızı?"

neden acep?


Ruhumun bütün çarşılara sergi olacak kadar genişlemesi neden acaba ?
Bir kuşun kanadını taşıyacak gücüm bile yok bugün.Öyleyse hayat niye inatla , boş bulduğu tek yer benmişim gibi, gelip ruhuma kuruluyor ?



ali ayçil

1 Kasım 2009 Pazar

Ne yapmalı?

Ne yapmalı? sorusunu harekete geçebilenler, eylemin gerekliliğine inananlar, sorabilir. Bu aldırmayanların sorabileceği türden bir soru değildir; yani mevtaların. Çünkü aldırmamazlık, ölüm değilse eğer, kesinlikle bitlisel hayattır. Konforu bozmak istemeyenler "Ne yapmalı?" yerine, "elden ne gelir" anlamına "Ne yapalım?" derler..

M. İslamoğlu

uzAk


Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
Başım açık, saçlarımı ikiye ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler halbuki
suskun ve kederliyim


özel ismet

31 Ekim 2009 Cumartesi

"Anladımki; kalbinden uzak düşenin kalbini üfleyip, onu yeniden içimize konduran bir kuş nefesi vardır. Bu sıradan hikayemi benden yüzyıllar sonra gelen biri, benim gibi duyarak anlatsın isterim. Desinki; cevher kararmadıkça, her hayat için tetikte duran bir mucize vardır.

Ali ayçil- sur kenti hikayeleri

30 Ekim 2009 Cuma

cumamız hayr olsun..

"Allahım,
nasıl pırıl pırılsa güzelse sevdiğin kulların
öyle güzel kıl beni."


a.cahit zarifoğlu

" sevgili dost, köpekbalıgının kanı, yarasanın karanlıgı sevmesinde ne var? hüner, geceye ragmen güneşi, kana ragmen hayatı sevmekte. oruçken su içmemekte ne var! hüner ölürken suyu reddedebilmekte. "isâr" deniliyor buna. yani tercih. yani sevmek; yani göstermek en üstün olanı.

sevgili dost, yazın buharlaşmayacak, kışın donmayacak, sonbaharda yapraklarını dökmeyecek, yani hep aynı kalacak, yada artacak sevgi. altını görünce gümüşten, gümüşü görünce bakırdan vazgeçmeyecek. tegore gibi;"istedigin zaman lambayı söndür. senin karanlıgını da tanır ve severim" diyecek..."

-posta kutusundaki mızıka- a.ali ural
Herkes gibi benim içimde de hiçbir yere kaydedilmemiş bir günlük var.
Biliyorum ki insan,ölünceye kadar kendi cevapsız sorusunun çengelinde asılır,ölünceye kadar kendine mağlup olur.
Yani nasıl söyleyeyim; içi boşaltılmış tenha bir akşamda, gidilebilecek en iyi yer çocukluğun bahçesidir. Çünkü en tanıdık korkular orada…
Dünyanın mı ölümde yoksa ölümün mü dünyada konakladığını birbirine karıştırdık kimi zamanlar.
Her bir tarafını eşyalarla tahkim ettiğimiz çerden çöpten bir ruhumuz var çünkü!
Dünyadan el etek çekmek istediğimizde, karşımıza ilk çıkan yine dünya olur.Muzipçe, “nereye gidiyorsun?” diye sorar bize.
Oysa hayat işini iyi bilen bir tüccardır;kendisine karşı duyduğumuz hevessizliğin bir kopmayla sonuçlanmaması için hemencecik başka bir rafın önüne çeker bizi.
ali ayçil

29 Ekim 2009 Perşembe


Kimse bir dünyanın bir tek “ân”ını içine sığdırmayı başaramıyor.Aşka düşenler hariç…

ali ayçil

düşündümde "hayatı boyunca gündüzü gece, geceyi gündüz sanmak ne kadar korkunç!"

28 Ekim 2009 Çarşamba

kırkı çıkmamış sevdamıza

Paylaşılan mutluluğu severim
Engin denizler kadar güzeldir o

I
bana ait olmayan cesetleriyaktım bütün gece
küllerini savurdum dans ettim
ay kaydı yıldızlar gülüştü pervasızca
ve saçlarımdan bir demet düştü suya
aldım öptüm gözbebeklerinden
cazibesini yitirmiş bir kadındın sen
seni ben güzel yaptım

II
davudi bir sesim vardı sonra kayboldu
yıldızların üzerine çığ düştü ve ellerim
damıttı ellerini-utandın-demek ki biliyorsun
ah,tarihsiz duyguların ilk resmini bulutlara çizilen
gözlerine çiy düşmüştü
üşümüştün aldım ısıttım seni

III
ben uzaktan severim
seni de öyle sevdim
bir tutam gökkuşağı karıştı sevdamıza
kuş kanadı bir tutam
bıraktık korkularımızı
uçtuk gittik

İbrahim Tenekeci

ben seni arıyorum..


Akıl hastanesinde kalan o sarışın, zayıf kız akardeonunu çalarken hep aşkını düşünüyormuş meğer.
Çaldığı bütün parçaları onun hayaline adıyormuş.
Gözlerinden anlamıştım zaten. Başka türlüsü mümkün değil.
İnsanın ancak aşkı için şarkı söylerken gözleri bu kadar parlar.
Hele bu kadar solgun bir yüzle şarkı söylerken birden değişiveriyorsa..
Bir enstrüman çalmayı sırf bunun için isterdim.
Biliyor musun sonbahar gelince İstanbul susuyor birden.
Bu şehir sustuğunda en çok martılar hüzünlenir.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.

Ben seni arıyorum...

Tarık Tufan

evet hatırladım..

Evet hatırladım Küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye
ya mutluluğa?

a.cahit zarifoğlu

27 Ekim 2009 Salı

kırılır.







kırılır.
en çok onlar mı?
en çok onlar...

a.cahit zarifoğlu

(en çok da ben)



bağışlanmamı diliyorum



Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum.

A. Cahit Zarifoğlu
Hayat kendini insanların yüzünde sergiler. Ne edersek edelim yüzümüzü ondan kaçıramayız. Adını zaman koyduğumuz usta, içimizde salınan günlerin ruhumuzda bıraktığı izleri alır ve bize hissettirmeden suratımıza işleyiverir. Bunu öyle ağırdan yapar ki, her gün ölen ve her gün yeniden çizilen yüzümüzün olduğunu anlayamayız bile.



Ali Ayçil

26 Ekim 2009 Pazartesi

İnanıyorum ki,
İstanbul’a ya bir şeylerden kaçarak varılır
ya da gün gelir ondan
kaçılır.

Elif Şafak
"şimdi bana efendim yeni bir hayat gerek.."

ali ayçil

Yaşına hürmeten senin ey dünya
Demedim bir şey, yaptıklarına
Kaldırmadım elimi karıncaya
Deme sakın, o yerde
Yerdeyim ben de.


İbrahimTenekeci/ Ağır Misafir