27 Ocak 2010 Çarşamba


'" Bahşeyleyip günahımı mesrûr eder misin

Ya Rab harâp kalbimi ma'mûr eder misin."'




(Enderunlu Vâsıf)

26 Ocak 2010 Salı


Ya Câmi Ya Allah..

Ya Câmi Ya Allah..

Ya Câmi Ya Allah..





20 Ocak 2010 Çarşamba


"bazen kendimi o kadar mesut hissederdim ki, önlerinden koşup geçtiğim bir takım eşyayı mahzun ve boynu bükük görür ve dönüp okşardım"




“Anlıyorum ki hayat hep beklenmedik şeylerdir. Kural böyle.. Sen yürüyeceksin ve beklenmedik şeylere hazır olmanın çarelerini arayacaksın. İyi de… Bir şey beklenmiyorsa ona hazırlıklı olmak nasıl olacak ?”

15 Ocak 2010 Cuma


kapılar hep kilitli,

onu bir sen açarsın...

şimdi geç kaldığımın telaşıyla ruhen çırpınıyorum. her secdenin ele geçmez bir fırsat olduğunu anlıyor ve "secdede olmadan secdede olmak"larımı ah-vahile anıyorum. utanç içerisindeyim.



cahit zarifoğlu-yaşamak

13 Ocak 2010 Çarşamba


bugün dalgınım, dün de dalgındım
aç bile değildim aynaya bakmasaydım
dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük
gibi burdayım…
i.tenekeci

8 Ocak 2010 Cuma

dünya küçük demişlerdi nerdesin? kuyruğunu bırakması gibi bir kertenkelenin, kim böyle orta yerde bırakır ve yazmaz birkaç satır.


i.tenekeci

7 Ocak 2010 Perşembe



“Rabbim! Bana indireceğin hayra muhtacım..” Kasas, 24


6 Ocak 2010 Çarşamba


Bazı akşamlar senli benli oluyorum cebimdeki anahtarla, ona yaranmaya çalışıyorum, konuştuğum dahi oluyor onunla: Ya kapıyı açmazsa...


ali ayçil

5 Ocak 2010 Salı



Bazen, tam gün ortasında bir şaşkınlık basıyor beni, bunu anlatamam! Mesela, şehrin ayarını bozuyor cami bahçesinden sokağa sarkan güller; tesadüfen talandan kurtulmuş iki arkadaş gibi, bakışıp duruyoruz birbirimize. Sanki dünyaya gelmeden çok önce, hiç hatırlamadığım bir yerde, hafızamın kuytuluğuna atılmış bir düğüm çözülüyor bakıştıkça. Gök, benim o büyük şemsiyem gök, bakışlarımdaki hayret yüzünden uyanıp, genişliyor; kendimi bir yabancı gibi hissediyorum onun altında. ''Belki de ben burada,'' diye geçiriyorum içimden; ''belki de ben burada, ilk insanın yere bırakıldığı an unutulmasın diye, onun hayretini beklemekle görevlendirilmiş bir nöbetçiyim. Yeşermiş ekinlerden, yıkılıp kurulan kentlerden ve kopmuş onca takvim yaprağından sonra bile, hala şaşırabilir insan. Derviş Yunus gibi şaşırabilir, Kazancakis usta gibi şaşırabilir.'' Ama sonra, her biri eşyanın rengine bürünmüş, kaldırım boyu yürüyen insanların görüntüsü giriyor aramıza: Kahkahalar ve baygın bakışlar, esneyen bir yüzün dünyaya bıraktığı bıkkınlık, bir kızın bir oğlana ''git başımdan'' deyişi


























Ali ayçil










4 Ocak 2010 Pazartesi


Bazen hayat ağırlaşıyor. Bir kelebeğe, kanatlarının ve süslerinin ağır gelmesi
kadar hatta!



Tarık Tufan